Bir ülke düşünün…
Dört mevsim meyve veren topraklara sahip.
Mısırın, buğdayın, arpanın başak verdiği; enginarın, yeşilliğin bereketle yetiştiği bir ülke.
Hayvancılığın nesilden nesile aktarıldığı, üretmenin kültür olduğu bir memleket.
Kendine özgü yemekleri, emeğin kokusunu taşıyan sofraları, alın terinin değer bildiği bir halkı var.
Ama bugün…
Tarım alarm veriyor.
Hayvancılık ayakta kalma mücadelesi veriyor.
Bir kutu sütün 60 TL olduğu, hellimin ateş pahası olduğu, etin sofraya lüks sayıldığı bir dönemden geçiyoruz. Üretenin değil, ithal edenin kazandığı bir düzen kurulmuş gibi. Çalışkan ve üretken insanlarımız devlete kapağı atmaya zorlanıyor; üretmek yerine krediye, bankalara, borca mecbur bırakılıyor.
Yurt dışında okuyan gençlerimiz…
Sevdikleri ülkelerine dönmek istemiyor.
Neden dönsünler?
Torpilin, yolsuzluğun, liyakatsizliğin konuşulduğu bir düzene mi?
Ar-Ge’ye yatırım yapmayan, teknolojiyi lüks gören bir anlayışa mı?
Emeğin değil yakınlığın kazandırdığı bir sisteme mi?
Bazen insanın isyan edesi geliyor.
Biz bu kadar kötü yönetilmeyi hak etmiyoruz.
Çünkü bu ülkede hâlâ çok değerli, donanımlı, dürüst ve çalışkan gençler var. Liyakate inanan, işini en iyi şekilde yapmayı kendine ilke edinmiş insanlar var. Umudunu kaybetmeyen, üretmek isteyen, alın terine inanan bir nesil var.
Ama bir bakıyoruz; bizi yönetenler, grevde olan insanlarla masaya oturup orta yolu bile bulamıyor. Oysa sorunlar bağırarak değil, konuşarak çözülür.
Mustafa Kemal Atatürk savaş meydanlarında kazandığı zaferleri, masada diplomasiyle taçlandırdı. 20. yüzyılın zor şartlarında bile konuşarak, akılla, stratejiyle ülkesine kazanımlar sağladı.
Bugün 21. yüzyıldayız.
Hâlâ diyalog kuramayan, uzlaşamayan, inat ve bencillik üzerinden siyaset yapan anlayışlarla bir yere varamayız.
Bu ülke ayağa kalkacaksa;
Üretimle kalkacak.
Liyakatle kalkacak.
Adaletle kalkacak.
Bilimle ve teknolojiyle kalkacak.
Ve ben inanıyorum…
Öyle bir Z kuşağı geliyor ki; ezberi bozacak.
Torpili değil yeteneği konuşacak.
Korkuyu değil cesareti seçecek.
Şikâyeti değil çözümü büyütecek.
Her karanlık dönemin ardından bir değişim gelir.
Tarih bunu defalarca gösterdi.
Ne dedim ve diyorum:
Geliyor… Gelmekte olan değişim.









